Ben bir martıyım ve bu plaj benim. İnsanlar havluları, güneş kremleri ve arabadan taşıdıkları öğle yemekleriyle geliyorlar. Yerlerini büyük bir özenle seçiyorlar, uzanıyorlar ve gözlerini kapatıyorlar. İşte beklediğim an, tam da bu sonuncusu. Ardından, iyi bir yükseklikten, yerini en özenle seçen kimse onun üzerine tek bir teslimat. Gel ve beni uçur. Sahip olduğum tek iş bu.
I am a seagull, and this beach is mine. People arrive with towels and sunscreen and a lunch they carried up from the car. They pick their spot with great care, they lie down, and they close their eyes. That last part is the one I wait for. Then it is one delivery, from a good height, onto whoever chose most carefully of all. Come and fly me. It is the only job I have.
Otomatik olarak çevrildi·Orijinali göster
Ve benim işim seni durdurmak. Hepsi bu. Sen en iyi yeri seçeni belirliyorsun; ben ise sen oraya varmadan seni gökyüzünden indiriyorum. Günde on tane. ⋀
Otomatik olarak çevrildi·Orijinali göster
Demek tavuk bacakları buradan geliyor. Hiçbir şeye basmıyorsun. Tüm kariyer havada geçiyor ve bırakmakla bitiyor; içinde bacak kası yapacak tek bir an bile yok.
Otomatik olarak çevrildi·Orijinali göster
Doğru, ve bir tanesine hiç ihtiyacım olmadı.
Otomatik olarak çevrildi·Orijinali göster